KAĞIT PARA: KÂİME

Uygurlar XI. yüzyılda kumaş parçalarının üstüne mühür basarak para yerine kullanmışlardır. Kıymetli madenlerden basılan sikkelerin dışında; itibârî değeri hâiz ödeme vasıtaları arasında mühim bir yeri olan ve bugün bildiğimiz ve kullandığımız mânâda ilk kağıt para Çinliler tarafından basılmış ve kullanılmıştır. Kağıt paranın mucidi Çinlilerdir. İlk Çin kağıt parası, M. 1189 yılında Çin hükümdarı Jin tarafından bastırılmıştır.

HASSA TACİRLERİ

Zaman şeridini biraz geriye çevirip baktığımızda İstanbul sokaklarında başı bereli ince tel gözlüklü Yahudilerin "eskiciii" diye dolaştıklarını, Karaköy'de çöp bidonuna atılmış balık kafalarını toplayıp, eve götürerek yediklerini...
İnşaat işlerini Ermeni kalfacıyanların, tuğlacıyanların yaptığını...
Demircilerin ve kömürcülerin Rumlar'dan olduğunu...

Aynı devirlerde Osmanlı tüccarlarının "Hassa Tacirleri" unvaniyle Çin, Yemen, Moskova, Avusturya arasında padişah fermanının gölgesinde gümrüksüz ve ülkesine girdiği devletin koruması altında ticaret yaptıklarını...

DOĞRU TÜCCÂR

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hâdîs-i şerîflerinde; "Doğru tüccâr, âhirette peygamberler, sıddîklar, şehîtler ve sâlihlerle birlikte haşrolunacaktır." buyurmuşlardır.

Ebü'l-Abbâs Mürsî Hazretleri, ticârette dürüstlükten ayrılmamak gerektiğini bildiren bir sohbetinde bu hadîs-i şerîfi naklederek buyurdu ki:

ÇALIŞIP KAZANMAK

Kazancını helâlden talep etmek farzdır. Resûlüllâh Efendimiz (s.a.v.) "Helâl kazanmak farz(namaz)lardan sonra farzdır." buyurmuştur. Kendisine ve çocuklarına yetecek ve borçlarını ödeyecek kadar kazanmak farzdır. Fakirlere vermek ve hayr u hasenâta harcamak gâyesiyle kendine ve ehline yetecek miktardan fazla kazanmak müstehaptır.

BORCU, VÂDESİNDE ÖDEMEK VÂCİPTİR

Mâlum olduğu üzere ticaretin değişmeyen iki rüknü, meşrû sebep ve karşılıklı rızâdır. Alış-veriş esnasında bu iki rükne ve diğer hükümlere riâyet etmek gerekir. İslâm âlimleri, "vâdeli satış muâmelesi" üzerinde hassâsiyetle durmuşlardır.

Veresiye satış yapan tüccar, alıcı ile üzerinde ittifak ettikleri müddet (senet veya çek tarihi) gelmeden, alacağını talep edemez. Fakat borçlu olan kimse, vâdeyi beklemeden ödemede bulunabilir. (Daha geniş bilgi için bkz. Ö. N. Bilmen, Hukuk-ı İslâmiyye Kamusu, İstanbul 1991, 6/40-41)

BORÇLARINIZI YAZIYLA KAYIT ALTINA ALIN!

Kur'ân-ı Kerim'de Rabbimiz celle şânühû buyuruyor ki:
"Ey îman edenler! Birbirinize muayyen bir vâde ile borçlandığınız zaman, onu yazın. Bir kâtip onu aranızda adâletle yazsın.
"Hiç bir kâtip, Allâh'ın kendisine öğrettiği (emrettiği) gibi yazmaktan çekinmesin, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın.
"Üzerinde hak olan (borçlu) kimse de (bunu tam olarak) yazdırsın. Ve Rabbi olan Allah'tan korksun da, o haktan hiçbir şeyi eksik bırakmasın.

BELÂLARA SEBEP OLAN KÖTÜ HUYLAR...

Hazret-i Ali radıyallâ anh rivâyet ediyor. Resûlüllah sallallâhü aleyhi vesellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
"İnsanlar, fakirlere husûmet edip (onları hasım yani düşman gibi görüp ihtiyaçlarıyla ilgilenmeyerek, kendi) dünya(ları)nın i'mârına daldıkları... Ve köpeğin ete saldırdığı gibi paraya hücûm ettikleri vakit, Allah Teâlâ onları şu dört belâya dûçar eder:
1. Zamanda kıtlık,
2. Sultanda zulüm,
3. Vâli ve hâkimlerde hıyânet,
4. Düşmanda heybet ve azamet." (İhyâu Ulûmi'd-Dîn Terc., 4/367)

ALIŞVERİŞTE ALDATMA

Müslüman her işinde olduğu gibi alışverişinde de dürüst olmalıdır. Çok para kazanmak hırsıyla kimseyi aldat-mamalı, sattığı malın kusurunu gizlememeli, eline fırsat geçerse piyasa değerinden fazlaya satmamalı, kalitesiz bir malı kaliteli ve değerli bir mal diye satmamalıdır.

Başkasının malının değerini düşürmek için kötüleme-melidir. Bütün bunlar aldatmadır ve haramdır. Malın iyisi ile kötüsünü karıştırmak da haramdır.

AHÎ VE AHÎLİK TEŞKİLATI

İslâm'ı yaşayan cemiyetlerin, iktisadî, ictimaî, idarî ve kültürel dokularını tahlîle tâbi tuttuğumuzda, farklı hayat görüşlerine sahip toplumlara da ışık tutacak tablolarla karşılaşırız. Ahîlik teşkilatı da bunlardan biridir. Ahîlik, yani meslek kardeşliği...

Bilindiği üzere "Ahî" arapça bir kelime olup, "kardeşim" demektir. Âdeta; "Ey Allâh'ın kulları kardeş olunuz", "Müslüman Müslüman'ın kardeşidir" hadîs-i şeriflerinden ve "Mü'minler birbirleriyle ancak kardeştirler..."âyet-i kerimesinden mülhem vücut bulmuş bir müessesedir.

MAKBUL BİR TİCÂRET İÇİN

1- Ticârete başlarken güzel bir niyet ve îtikâda sâhip olmalı. Kazanacağı malı, dünyâda kula muhtaç olmadan yaşamak ve kulluğa vesîle olsun diye kazanmalı.

2- Dünyâ çarşısı kendisini, âhiret çarşısından alıkoymamalı. "Bir kısım erler var ki alışverişleri onları Allâh'ı zikretmekten, namazlarını kılmaktan, zekâtlarını vermekten alıkoymaz"(Sûre-i Nûr, 37)

Son yorumlar

İçeriği paylaş