Bağımsız denetimde son durum

Yeni Türk Ticaret Kanunu ile birlikte ülkemizde ticaret hukukunun kuralları sil baştan değişti.

Yeni kanun; tacirleri ve şirketleri ilgilendiren birçok konuda yeni hak ve yükümlükler getirdi. Şüphesiz yeni dönemde sermaye şirketleri için baştan aşağı değişen şeylerden birisi de denetim oldu.

Eski Ticaret Kanunu'nda denetim nasıldı?

Bilindiği üzere Eski Ticaret Kanunu'nda sermaye şirketlerinin denetimi; şirketin üç kanuni organından biri olan denetim kurulu ve uzman bilgisine sahip olması zorunlu bulunmayan murakıplar eli yapılıyordu. Söz konusu denetimin etkili olduğunu ve sonuç doğurduğunu söylemek güçtü.

Yenisinin ilk halinde denetim nasıl tasarlanmıştı?

6102 Sayılı Kanun ile sermaye şirketlerinin denetimi tamamen yeniden tasarlandı. Her şeyden önce sermaye şirketlerinin denetimi ve söz konusu denetimin sonuçları kanuni bir yükümlülük olarak etraflı bir şekilde düzenlendi. Yapılan düzenlemelerde; bütünsel ve sürekli bir denetim anlayışı benimsendi. Denetimin kapsamı, niteliği ve sonuçları bakımından hiçbir istisna veya koşul öngörülmeksizin, tüm sermaye şirketlerinin bağımsız denetçiler tarafından denetlenmesi öngörüldü. Ancak; küçük, orta ve büyük işletmeler açısından uyulması gereken muhasebe standartları yönünden birtakım küçük farklılaştırmalara ve esnekliklere gidildi.

Gelen tepkiler ve 6335 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklikler!

Tüm sermaye şirketlerinin hiçbir ayrım gözetilmeksizin bağımsız denetime tabi tutulması ve bu denetimin sonuçlarına çok ciddi yaptırımlar yüklenmesi iş dünyasını, özellikle de küçük ve orta ölçekli firmaları rahatsız etti. Denetimin maliyetinin şirketlere olası olumsuz etkisi de kafaları kurcalayan bir diğer nokta idi.
Kamuoyunda gelen bu yüksek sesli ortak tepki ve serzenişler sonrası, 6335 Sayılı Yasa ile Yeni Ticaret Kanunu'nun denetime ilişkin hükümleri yeniden düzenlendi. Denetimin kapsam, ilke, standart ve sonuçları ülkemiz gerçekleri ile daha uyumlu hale getirildi ve top Bakanlar Kurulu'na atıldı.

Yeni TTK'nın 397. maddesinde 6335 Sayılı Kanun'un 18. maddesi ile yapılan değişiklik sonrasında; finansal tabloları ve yıllık faaliyet raporları Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu'nca yayımlanan ve uluslararası denetim standartlarıyla uyumlu Türkiye Denetim Standartları'na göre denetime tabi olacak şirketlerin Bakanlar Kurulu'nca belirleneceği hüküm altına alındı.

Böylelikle tüm sermaye şirketlerinin ayrım gözetilmeksizin denetime tabi tutulmasına yönelik anlayıştan vazgeçildi. Bağımsız denetime tedrici bir şekilde geçilebilmesinin önü açıldı.

Denetime kimler tabi?

Bakanlar Kurulu kanunun kendisine verdiği yetkiyi henüz kullanmadı. Ancak kamuoyu ile paylaşılan bir taslak metin var. Taslak karara ekli (I) sayılı listede yer alan şirketlerin tamamı bu kapsamda.(II) sayılı metne göre; aşağıdaki üç ölçekten en az ikisini art arda iki hesap döneminde aşan sermaye şirketleri 1.1.2014'ten itibaren bağımsız denetime tabi olacak:

1) Aktif büyüklüğü 150 milyon ve üstü Türk Lirası.
2) Yıllık net satış hasılatı 200 milyon ve üstü Türk Lirası.
3) Çalışan sayısı 500 ve üstü.

Şirketlerin bu üç ölçekten ikisinin sınırlarını aşıp aşmadığının belirlenmesinde; şirketin aktif büyüklüğü ve yıllık net satış hasılatı bakımından yürürlükteki mevzuat uyarınca hazırladıkları önceki yıllara ait finansal tablolar (yani, 2013 sonu aktif büyüklüğü ve net satış tutarı); çalışan sayısı bakımından ise şirkette önceki yıllardaki ortalama çalışan sayısı esas alınacak.

Bağlı ortaklığı olan şirketler hesaplamayı nasıl yapacak?

Türkiye Muhasebe Standartları uyarınca konsolide finansal tablo hazırlama yükümlülüğü bulunan şirketler açısından; belirttiğimiz üç ölçekten ikisinin sınırlarının aşılıp aşılmadığının belirlenmesinde, bilanço toplamı ve yıllık net satış hasılatı bakımından yıllık konsolide finansal tablolar dikkate alınacak. Çalışan sayısı bakımından ise ana ortaklık ve bağlı ortaklığın çalışan sayılarının toplamı nazara alınacak.

Peki kimler konsolide finansal tablo hazırlamak zorunda?

Bu noktada kimlerin konsolide finansal tablo hazırlamak zorunda olduğu büyük önem taşıyor. Zira konsolide finansal tablo düzenlemek zorunda olan şirketler hesaplamada (net satış tutarı, aktif büyüklüğü ve çalışan sayısının belirlenmesinde) tek başlarına değil bağlı ortaklıkları ile birlikte dikkate alınacaklar.

Hangi şirketlerin konsolide finansal tablo hazırlamak zorunda olduğuna ilişkin açıklamalara 10 No'lu Türkiye Finansal Raporlama Standardı'nda (TFRS 10) yer verilmiş durumda. Son derece teknik ifade ve ayrıntıları içeren söz konusu standart; bir veya daha fazla bağlı ortaklığı kontrol eden işletmenin konsolide finansal tablolar hazırlamasını zorunlu kılmakta. Getirilen bu zorunluluğun istisnalarına da aynı standartta yer verilmekte.
TFRS 10 standardının en önemli işlevi ise; finansal tabloların konsolidasyonunun ana dayanağı olan "kontrol" kavramını tanımlaması ve finansal tabloların konsolide edilip edilmeyeceğinin belirlenmesinde kontrol ilkesinin nasıl uygulanacağını düzenlemesi.

Geride bıraktığımız cumartesi günü (17 Kasım) Resmi Gazete'de yayımlanan Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu'nun kararı gereği; bağımsız denetime tabi olacakların, münferit ve konsolide finansal tablolarının hazırlanmasında Türkiye Muhasebe Standartlarını (TMS) uygulaması gerekmekte.

Buna göre söz konusu şirketler, mevcut TMS'leri baz alarak hareket edecekler.

Yorumlar

Yeni yorum gönder

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar