Yeni Ticaret Kanunu'nun vergisel etkileri

Yeni Ticaret Kanunu'nu ile birlikte iş dünyasının gündemini, getirilen yeni düzenlemeler yoğun bir şekilde meşgul etmeye başladı.

Getirilen düzenlemeler ticaret hayatını baştan sona değiştireceği gibi vergi ve muhasebe uygulamaları açısından da önemli değişiklikler ihtiva ediyor. Bu değişikliklerden önemli gördüklerimizi bu yazımızda aktarmaya çalışalım.

1- Muhasebe standartları: Yeni Ticaret Kanunu ile birlikte tüm gerçek ve tüzel kişi tacirler uluslar arası muhasebe standartları ile uyumlu olarak hazırlanan ve sürekli olarak gözden geçirilip güncellenen Türkiye muhasebe standartlarını uygulamaya başlayacaklar. Bu uygulama 1.1.2013 tarihinde başlayacağı için 31.12.2012 tarihli mali tabloların bu standartlara uygun olarak hazırlanması gerekiyor. Küçük ve orta boy işletmeler, yani KOBİ'ler ise nispeten daha az düzeyde teknik bilgi ve uygulama becerisi gerektiren KOBİ standartlarını uygulayacak.

2- Bağımsız denetim: Yeni TTK, sermaye şirketlerinin denetiminde yeni bir dönem başlatıyor. Eski düzenlemede murakıplar vasıtasıyla yerine getirilen denetim müessesesi kaldırılıyor. Yerine, SMMM, YMM'ler veya bunların oluşturdukları bağımsız denetim şirketleri tarafından gerçekleştirilecek bağımsız denetim mekanizması getiriliyor. Bütün sermaye şirketlerinin finansal tablolarının ve yönetim kurulu tarafından hazırlanacak yıllık faaliyet raporunun bağımsız denetimden geçmesi zorunlu hale getiriliyor.

3- Ticari kâr-Mali kâr ayrımı: Yeni muhasebe standartlarının yürürlüğe girmesi şirketlerin ticari karları ile mali karları (üzerinden vergi hesaplanan kazanç) arasında bir ayrım yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmıyor. Eski uygulamada olduğu gibi yeni dönemde de şirketler öncelikle ticari faaliyetlerinden doğan kar ve zararlarını tespit edecekler. Bu tespiti TMS ve TFRS'yi yahut da KOBİ standartlarını takip ederek yapacaklar. Daha sonra ise ticari kardan mali kara ulaşmak için gerekli hesaplamaları yapacaklar.

Bu noktada ticari kardan mali kara geçiş hesaplamaları eskiden olduğu gibi temel olarak Vergi Usul Kanunu ve diğer vergi kanunlarına uygun olarak yapılmak durumunda. Fakat yeni muhasebe standartlarına paralel olarak uygulama kolaylığı sağlaması bakımından VUK'un değerleme hükümlerinde bazı değişikliklerin yapılması muhtemel.

4- Tutulacak defterler: Yeni TTK da tacirlerin belirtilen defterleri tutmakla yükümlü oldukları ve bu defterlerin hem açılışta hem de kapanışta tasdik ettirilmesi gerektiği belirtmiş. Yeni TTK'da belirtilen defterler esas itibariyle VUK'da belirtilen ve tutulması zorunlu olan defterlerle uyumlu. Sadece işletme defterine yeni TTK'da yer verilmemiş. Fakat yevmiye, defteri kebir ve envanter defteri dışında tutulacak defterlerin bir tebliğ ile belirleneceği söylenmiş. Dolayısıyla işletme hesabı esasında vergilenenler açısından işletme defteri tutulabilmesi için bir düzenleme gerekli. Ayrıca Yeni Ticaret kanunu ile pay defteri, yönetim kurulu karar defteri, genel kurul toplantı ve müzakere defteri ve internet sitesinde yer alacak bilgilerin metin halinde yazılacağı defterin noter tasdikli olması gerekir. Bu defterlerin her yıl açılış ve kapanışları noter tarafından yapılacak.

5- Şirkete borçlanma yasağı: Ortakların şirkete karşı borçlanması yeni TTK ile kaldırılıyor. Vergi kanunlarında bu durumu engelleyen bir madde yok. Ancak ortakların şirketten borç almaları durumunda cari faiz oranı dikkate alınarak bir fatura şirket tarafından düzenleniyor ve bu tutar şirketin geliri oluyor. Ayrıca hesaplanan faiz üzerinden bir de Katma Değer Vergisi hesaplanıp vergi dairesine ödeniyor. Yani hem şirket kazanıyor hem de devlet kazanıyor. Yeni Ticaret Kanunu bu hususu yasaklıyor.

Halka kapalı şirketlerde durum böyle iken halka açık şirketlerde durum farklı!

Halka açık şirketlerde yönetim kurulu üyeleri borç alabiliyor?

30 Aralık 2011 tarihli Resmi Gazete'de Sermaye Piyasası Kurulu tarafından Kurumsal Yönetim İlkelerinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Tebliğ yayımlandı. Tebliğin 4.6.5 maddesine göre, şirket herhangi bir yönetim kurulu üyesine veya üst düzey yöneticisine borç veremez. Tebliğe göre borç vermeme ilke olarak benimsenmekle birlikte uyulması zorunlu değil. Uyulmaması yani söz konusu kişilerin şirketten borç alması halinde sadece gerekçesi ile kamuya bilgi verilmesi yeterli görülmüş. Tebliğin 5. maddesi bu kişilere borç veya kredi verme işlemini tamamen yasaklamıyor.

Halka açık şirketlerin yönetim kurulu üyelerinin veya üst yöneticilerin bir kısmı aynı zamanda şirketin ortağı konumunda. Halka açık şirketlerde bile bu kişilerin şirketten borç alması tamamen yasaklanmazken, şirketin tamamına sahip kişinin borç alma yasağının bulunması ciddi bir çelişki.

bugün

Yorumlar

Yeni yorum gönder

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar