Ticaretin sırları

Ticarette uzun vadede başarılı olabilmenin sırları

En güzel kazanç o tacirlerin kazançlarıdır ki,

>> konuştuklarinda. yalan söylemezler,
>> kendilerine bir şey emanet edildiğinde ihanet etmezler,
>> söz verdiklerinde caymazlar,
>> üzerlerinde bir borç olduğu zaman uzatmazlar,
>> alacaklı olduklarında borçlu olanları sıkmazlar,
>> sattıkları malı aşırı övmezler,
>> satın aldıkları vakitte (ucuz alabilmek için) satın aldıkları şeyi yermezler.

(Ramuz 1555.) HADÎS-İ ŞERİF;

ALIŞVERİŞTE ALDATMA

Müslüman her işinde olduğu gibi alışverişinde de dürüst olmalıdır. Çok para kazanmak hırsıyla kimseyi aldat-mamalı, sattığı malın kusurunu gizlememeli, eline fırsat geçerse piyasa değerinden fazlaya satmamalı, kalitesiz bir malı kaliteli ve değerli bir mal diye satmamalıdır.

Başkasının malının değerini düşürmek için kötüleme-melidir. Bütün bunlar aldatmadır ve haramdır. Malın iyisi ile kötüsünü karıştırmak da haramdır.

MAKBUL BİR TİCÂRET İÇİN

1- Ticârete başlarken güzel bir niyet ve îtikâda sâhip olmalı. Kazanacağı malı, dünyâda kula muhtaç olmadan yaşamak ve kulluğa vesîle olsun diye kazanmalı.

2- Dünyâ çarşısı kendisini, âhiret çarşısından alıkoymamalı. "Bir kısım erler var ki alışverişleri onları Allâh'ı zikretmekten, namazlarını kılmaktan, zekâtlarını vermekten alıkoymaz"(Sûre-i Nûr, 37)

MÜSLÜMANIN TİCARET ANLAYIŞI

Ashâb-ı kiramdan Cerîr bin Abdullah (r.a.) bir gün kendisine bir at satın almak için pazara gitmişti. Uzun araştırmalardan sonra, nihayet güzel bir at bulmuş ve atın sahibi ile pazarlığa tutuşmuştu. At sahibi, atına 500 dirhem fiyat istemekteydi.
Hazret-i Cerîr, az-çok at cinslerinden anlamaktaydı. Adamın istediği bu fiyatın atın hakiki değeri yanında çok düşük kaldığını farketmekte gecikmedi. Bu durumu adama şu şekilde ifade etti:

TEDBİRLİ OLANI ALLAH SEVER

Taberâni (rh.)'nin Abdurrahman bin Aiz (r.a.)'den rivâyet ettiği bir hadis-i şeriflerinde, Resülüllah (s.a.v.) Efendimiz buyuruyorlar ki:
"Üç kimseyi Allah Teâlâ sevmez:
1. Harâb olmuş, yıkılması muhtemel evde oturan kişi,
2. Sel yolunda konaklayan kişi,
3. Hayvanını başıboş salıp da, sonra onu koruması için Allâh'a duâ eden kişi..."

Görüldüğü üzere Cenâb-ı Hakk, tedbire riâyet etmeyen kulunu sevmez. O bakımdan kulun yapacağı iş; önce tedbirini almak, ondan sonra duâ ve tevekkül etmektir.

Hadis-i şerifte geçen ve tedbiri gerektiren üç hususu şu şekilde izah edebiliriz:

RIZIKLANDIĞIN PAZARI SAKIN BIRAKMA!

Ashaptan Nâfi radıyallâhü anh anlatıyor:
"Bir ticaret malını Şam ve Mısır'a gönderiyordum. Sonra bir keresinde malımı Irak'a gönderdim. Şam ve Mısır'a göndermeyi bıraktım. Ve gelip mü'minlerin annesi Hazret-i Aişe radıyallâhü anhâ'ye sordum:
- Malımı Şam'a gönderiyordum. Bu defa oraya göndermeyip Irak'a gönderdim, ne dersiniz?
Hz. Aişe vâlidemiz şöyle dedi:
- Sakın böyle yapma! Eski ticaret yerine (piyasana) ne oldu? Ben, Resçlüllah'ın şöyle buyurduğunu işittim:

Son yorumlar

İçeriği paylaş